Yaygın ama yanlış: süreklilikle ilgili en sık duyulan inanışlar.
Süreklilik, bir olay yaşanana kadar soyut kalan bir konudur. Bu soyutluk, gerçekle örtüşmeyen varsayımlara zemin hazırlar.
"Yedeğimiz var, süreklilik sağlandı"
Gerçek: Yedek, veriyi kurtarır ama süreklilik sağlamaz. Sorular:
- Geri yükleme ne kadar sürer?
- Bu süre kabul edilebilir mi?
- O sırada iş nasıl yürüyecek?
- Yedek gerçekten çalışıyor mu?
"Buluta geçtik, kesinti olmaz"
Gerçek: Bulut sağlayıcıları da kesinti yaşar. Ayrıca çoğu kesinti sağlayıcıdan değil, müşterinin yapılandırmasından kaynaklanır.
Doğrusu: Bulut yedekliliği tasarlanmalıdır; otomatik gelmez.
"RAID var, veri güvende"
Gerçek: RAID disk arızasına karşı korur; silme, şifreleme, bozulma ve sistem kaybına karşı işe yaramaz.
"SLA'mız var, sağlayıcı garanti veriyor"
Gerçek: SLA, kesinti olmayacağını değil belirli bir oranın aşılmayacağını taahhüt eder. Telafi de hizmet bedeliyle sınırlıdır; ticari kaybınızı karşılamaz.
"Planımız var" (test edilmemiş)
Gerçek: Test edilmemiş bir plan, çalışacağı varsayılan bir belgedir. Tatbikatlarda neredeyse her zaman eksikler bulunur.
"Bir şey olursa hallederiz"
Gerçek: Kriz anında düşünmek, hazırlıklı olmaktan kat kat yavaştır. Ayrıca baskı altında yanlış kararlar verilir — ilk müdahalede yapılan hatalar durumu kötüleştirebilir.
"Kritik sistemimiz yok"
Gerçek: Şu testi yapın: her sistemi tek tek kapattığınızı hayal edin ve hangi işlerin duracağını yazın. Sonuç genelde şaşırtıcıdır.
"Kesinti nadiren olur"
Gerçek: Kesintilerin çoğu büyük felaketlerden değil sıradan olaylardan doğar: bir güncelleme, dolan bir disk, süresi dolan bir sertifika, ödenmemiş bir fatura.
"IT'nin işi, bizi ilgilendirmez"
Gerçek: Kabul edilebilir kesinti süresi ve veri kaybı, iş kararlarıdır. BT bunları teknik çözüme çevirir ama hedefi iş tarafı koyar.
"Her sistem için sıfır kesinti hedefleyelim"
Gerçek: Bu, karşılanamaz bir maliyet demektir. Sistemler kritikliğine göre farklılaştırılmalıdır.
"Sistem yöneticimiz halleder"
Gerçek: O kişi izinde, hasta ya da ulaşılamaz olabilir. Ayrıca tek kişiye bağlılık, kendisi bir süreklilik riskidir.
"Yedeklerimiz sağlayıcıda, güvende"
Gerçek: Sağlayıcıyla bir sorun (ödeme, hesap kilidi, uyuşmazlık) yaşandığında hem sisteminize hem yedeğinize erişemezsiniz.
Doğrusu: Yedeklerin bir kopyası sağlayıcıdan bağımsız olmalıdır.
"Manuel çalışamayız, sistem şart"
Gerçek: Kısıtlı da olsa bir alternatif genelde mümkündür: kâğıt üzerinde sipariş, telefonla teyit, yerel kopyalardan çalışma.
Doğrusu: Bu alternatifleri önceden tanımlamak, kesinti maliyetini belirgin biçimde azaltır.
"Felaket kurtarma planı = süreklilik planı"
Gerçek: Felaket kurtarma teknik geri getirmeyi kapsar; iş sürekliliği ise sistem yokken faaliyetin nasıl süreceğini de içerir.
"Yedekliliğimiz var, test etmeye gerek yok"
Gerçek: Yedekli sistemler de bozulur: devretme yapılandırması hatalı olabilir, ikincil sistem güncellenmemiş olabilir, kopya çalışmıyor olabilir.
"Kesinti maliyetini hesaplamak zor, boş verelim"
Gerçek: Kaba bir hesap bile karar vermeyi kolaylaştırır. Kesin rakam gerekmez; büyüklük mertebesi yeterlidir.
Ortak ders
Bu yanılgıların çoğu aynı noktadan doğar: süreklilik, bir ürün ya da araç değil bir hazırlık düzeyidir.
Hazırlık düzeyinizi ölçmenin en pratik yolu, şu üç soruyu cevaplamaktır:
- En kritik sistemimiz şu anda kaybedilse, ne kadar sürede geri gelir? (Ölçtünüz mü?)
- Ne kadar veri kaybederiz? (Biliyor musunuz?)
- O süre boyunca iş nasıl yürür? (Yazılı mı?)
Üçüne de net cevap veremiyorsanız, süreklilik planınız henüz yok demektir.
Yorumlar (0)
Henüz yorum yok — ilk yorumu siz yazın.
Yorum yaz